Galatasaray Üniversitesi Haber Ajansı
“GSÜ Cihan’ı geri istiyor”
“GSÜ Cihan’ı geri istiyor”
Yanı Başımızdaki Ekonomi Devi: İMKB

Galatasaray Üniversitesi Öğrenci Konseyi Kariyer ve Girişimcilik Komitesi’nin düzenlediği Türkiye’nin önde gelen piyasa profesyonellerinin katılacağı 10 derslik Finans Okulu’nun ilki İMKB Başkanı İbrahim Turhan’ın katılımıyla gerçekleşti.

 

Haber – Fotoğraf: Ediz TOKABAŞ

 

GSÜ_HA (İstanbul) Galatasaray Üniversitesi Öğrenci Konseyi Kariyer ve Girişimcilik Komitesi’nin düzenlediği Finans Okulu, açılış dersinde İMKB Başkanı İbrahim Turhan’ı Aydın Doğan Oditoryum ’unda ağırladı. Yoğun katılım ile gerçekleşen etkinlik oldukça verimli geçti. Galatasaray Lisesi mezunu olan ve 2012 yılının başında İMKB Başkanlığı görevine getirilen Turhan, konuşmasına: ‘’Bu camianın içinde olmaktan mutluluk duyuyorum. Galatasaraylı olmak çok farklı bir duygu.’’ sözleriyle başladı. Konuşmasının başında dinleyiciler arasında bulunan bir grup öğrenci tarafından pankart eşliğinde protesto edildi. Protestonun nedenini ise Bologna süreci başlığı altında uygulanan yaptırımların üniversitelileri mağdur eden içerikte olması olarak açıklandı.

 

İlk ders süresince İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın işleyişi, fonksiyonları ve yapısı İMKB Başkanı İbrahim Turhan tarafından ayrıntılı olarak ele alındı. ‘’Borsamızda 364 şirket mali işlem görüyor ve gösteriyor. İMKB’nin günlük işlem hacmi 18-20 milyar dolar ve toplam piyasa değeri ise yaklaşık 257 milyar dolar.’’  Borsanın diğer bir özelliğini ise ‘Borsa iyi zamanlarda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden çok daha hızlı artıyor, ancak aksi durumlarda diğer borsalara oranla çok daha hızlı düşüşe geçiyor. ’sözleriyle ifade etti.

 

Türkiye’nin küresel ölçekte ekonomik durumunu da değerlendiren Turhan konuşmasında şu ilginç verilere yer verdi: ‘ Uluslararası toplam üretimin %1-1,5’luk kısmı, 400 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle küresel anlamda ise dünyanın %2-2,5 ‘u ülkemiz tarafından gerçekleştiriliyor. Ancak MSCI(Morgan Stanley Capital International) indeksine göre Türkiye’nin menkul kıymetler toplamı geniş ölçekte ‰ 2. Güney Afrika ve Polonya’nın verileri bizden yüksek. Bunun nedeni tasarruf eksikliği.’ Tasarruf konusuna fazlaca değinen Turhan ‘Tasarruf yatırımı finanse etmiyor. Devlet önümüzdeki süreçte tasarruf yollarına gidecek bunlardan ilki Sosyal Güvenlik sistemi olacak. Bireyler kendi emekliliklerini kendileri ödeyecek ve özel sağlık sigortalarını kendi olanakları çerçevesinde yaptıracaklar. Değişen sistem ile tasarruf sağlanacak. ’dedi. Başkanın ifadelerinden de anlaşıldığı gibi önümüzdeki süreçte, başta sağlık ve sosyal güvenlik konuları olmak üzere kısıtlamalar kapıda.

 

İbrahim Turhan İMKB’nin geleceğe yönelik hedeflerinden de bahsetti: ‘Öncelikli hedefimiz İstanbul Borsasını bir şirket haline getirmek ve borsaya dâhil olarak büyük bir potansiyel elde etmek istiyoruz. Ardından İstanbul’da bulunan şirketlerin İMKB’ye girmesini sağlama yönünde adımlar atıyoruz. Daha genel hedefimiz ise son krizde eksikliği oldukça hissedilen finansal okur-yazarlığı arttırmak. Bunları sağlayarak İstanbul’u uluslararası düzeyde finans merkezi haline getirmeyi arzu ediyoruz.’

 

Türkiye’nin dış ticaret açığıyla ilgili öğrencilerden gelen sorulara da cevap veren Turhan, ‘Bu sorunu aşabilmenin koşulu üretime girdi sağlayacak ara malları üretmemizdir, şayet bunu başarabilirsek cari açığın düşmesine ve kobilere önemli bir yardım da bulunmuş oluruz. Bunun için Türkiye’nin yakın zamanda ekonomi alanında yapısal reformlara gitmesi gerekiyor. Her şeye rağmen sermaye piyasası gelecekte büyük fırsatlara gebe.’ diyerek konuşmasını tamamladı.

İki yıldır tutsak olan Cihan için yürüdüler
15 yıllık emeğe GSÜ Rektör’ünden plaket

GSÜ Rektörü Prof.Dr. Ethem Tolga, 2012 yılını karşılama  resepsiyonunda, üniversitemizde 15 yılını dolduran çalışanlara teşekkür plaketi verdi

 Haber ve Fotoğraflar: Ediz Tokabaş-Umur Burak Ayaz

GSÜ-HA (İstanbul) Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ethem Tolga, üniversite personelini bir araya getiren yeni yıl resepsiyonunda, GSÜ’ye 15 yıldır emek veren öğretim üyeleri ve idari memurlar ile bu sene emekli olan personele teşekkür plaketleri verdi.

Süslü Salonda gerçekleştirilen resepsiyona katılım oldukça yüksekti. Prof. Ethem Tolga yaptığı kısa konuşmada katılımın onu mutlu ettiğini belirtti ve plaket alan personelle hatıra fotoğrafı çektirdi. Yoğun ortamlarından bir nebzede olsa sıyrılan öğretim görevlileri ve çalışanlar yeni yıla hep birlikte merhaba dedi.

2011 yılında GSÜ’den emekli olarak plaket alan akademik ve idari personel:

Prof. Dr. Celal ERKUT

 Prof. Dr. H.Ercüment ERDEM

Cemil ALYAZ

Sevinç NURAL

15. yılını doldurarak plaket alan akademik ve idari personel:

Prof. Dr. Dilruba ÇATALBAŞ ÜRPER

Prof. Dr. Zeynep DİREK KÜPÜŞOĞLU

Doç. Dr. Birol ÇAYMAZ

Doç. Dr .Orhan FEYZİOĞLU

Doç. Dr. Temel ÖNCAN

Doç. Dr. Zeynep Özlem ÜSKÜL ENGİN

Doç. Dr. Saadet İYİDOĞAN

Doç. Dr. Ömür SÜER

Yard. Doç. Dr. C.Cem AYAYDIN

Yard. Doç. Dr. Buket TÜRKMEN

Yard. Doç. Dr.F.Selcan SERDAROĞLU

Yard. Doç. Dr. Hakan YÜCEL

Tamer ÖZYİĞİT

Mehmet SAYLIK

Zeynep CERİT

Öğüt BERKSON

Narin YILDIRIM

Serpil Rüstemoğlu

İsmail Kemal ESİNER

Filiz EKER

Gül Yeter KOCABEYOĞLU

Nazik TOPRAK

Ömer ERÇİN

Ali YAMAK

Aygül KONAK

Hayati Bilgin

Bahdettin TEKİN

Aşur ÖZER

Ali SAKAOĞLU

Ali Ekber EMEKDAR

“Labirentten cin çıkarmaya çalışıyoruz”

GSÜ Sinema Kulübü’nün düzenlediği sinema söyleşilerinin bu haftaki konuğu yönetmen Ezel Akay, sinema yapmayı “Labirentin içinden cin çıkarmaya” benzetti

Haber – Fotoğraflar: C. Güneş Seferoğlu

GSÜ_HA (İstanbul) “Neredesin Firuze?”, “Hacivat’la Karagöz neden Öldürüldü?” ve “Yedi Kocalı Hürmüz” filmlerinin yönetmeni Ezel Akay, yerli bir bilim kurgu filmi çekmek istediğini anlattı ve neden çekmediğini de “Türkiye’de toplumun hiçbir kesiminde gelecek taahhüdü görmüyorum, kimsenin ütopyası yok” sözleriyle açıkladı.

İlk sinema eğitimini Boğaziçi Üniversitesinden oyuncuların yanında aldığını ve reklam ajanslarında bu film yapmanın teknik bilgisini ve sanatın araçlarını tanıdığını anlattı. Reklam filmlerinde, yönetmenin şahıs olarak kimliğini var edemeyeceğini, tamamen kendisini soyutlaması gerektiğini ve bunun ahlaki olarak da şart olduğunu söyledi. ‘Siyaset’in kalabalığı yönetme sanatı,’Politika’nın ise bir arada yaşamın sorunlarıyla ilgili olduğunu aktaran Akay politik filmler çektiğini söyledi.

Sinamada ütopya kurmanın önemine işaret eden yönetmen Ezel Akay, bunun üzerine düşünme faaliyetinin algı değişmesine sebep olduğunu, örneğin yıkık bir köprü gördüğünde buradan politik bir meseleye gidebildiğini aktardı. Her yönetmenin anlaşılmak istediğini söyleyen Akay, “Uslup, zevk, estetik sanatçıda olmamalı, ben buradan başlamıyorum. Bunları estetik dramaturjinin aracı olarak görüyorum.” şeklinde konuştu.

Olmayan dünyalar

Masalsı filmler çektiği yönünde merak edilenleri yanıtlayan yönetmen Ezel Akay, “İlgimi çeken gerçeklik değil, gerçekçi film yapmak gerçekliği bozmak gibi. Dünyada gerçeklik duygusunu en çok çarpıtan filmler gerçekçi denilenler.” dedi. Kendisinin olmayan dünyalar yaratmaya çalıştığını Hacivat’la Karagöz’den hareketle anlattı; “İkisinin de göbek delikleri yok, yani hiç doğmamışlar, olmayan dünyalarda yaşıyorlar.”

Türkiye’de neden bilim kurgu yapılmıyor?

“Bir Türkiyeli 250 yıl sonra nasıl olacak?” sorusunun yanıtını ararken yerli bir bilim kurgu filmi çekmek istediğini söyleyen Akay, neden çekilmediğini “Türkiye’de toplumun hiçbir kesiminde gelecek taahhütü görmüyorum, kimsenin ütopyası yok” sözleriyle açıkladı. “Devrimden Sonra” filminin ise daha iddialı olması gerektiğini aktardı.

‘Vicdani red’e kısır döngü’

Galatasaray Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Komitesi’nin düzenlediği Ötekileştirilenler adlı panele katılan ‘vicdani red’ savunucuları çalışmalarını  ve yaşadıklarını anlattılar

Haber ve fotoğraflar: İbrahim Arslan

GSÜ-HA(İstanbul) Galatasaray Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Komitesi’nin ‘Ötekileştirilenler’ başlığı altında düzenlediği panellerin üçüncüsünde ‘vicdani ret’ tartışıldı. Panele vicdani retçi olarak İnan Süver,  Yavuz Atan, Merve Arkun, Mehmet Tahran ve ayrıca Uluslararası Af Örgütü’nden Burcu Türkay katıldı.

 Yavuz Atan, vicdani ret hareketinin tarihinden ve bu konuda yapılan çalışmalardan söz ederken şunları söyledi: “Vicdani ret hareketine kimisi inancı nedeniyle, kimisi etnisitesi üzerinden, kimisi ise politik kimliği üzerinden katılıyor. Eşcinseller ‘tam adam’ sayılmadığı için askere alınmıyor, farklı cinsel yönelimi olan kişiler ve kadınlar da vicdani ret hareketine destek vermektedirler.”

 Mehmet Tarhan, vicdani reddin hukuksal boyutunu tartışırken Anayasa’nın ‘pozitif hükümlülükler’den söz eden 10. maddesi ve ‘uluslararası hukuk sözleşmelerinin bağlayıcılığı’ konusundaki 90. Maddelerinin, vicdani ret hakkı için bir dayanak olduğunu ve devletin bu hakkı tanıması gerektiğini savunarak şöyle konuştu:

 “ Vicdani ret bir insan hakkıdır ve meşruiyetini yasalardan almaz. Bazı devletler bu hakları tanır bazıları gasp eder. Yasanın olmadığı, gasp edildiği yerlerde bu hak yoktur denilemez”

 Uluslararası  Af Örgütünden Burcu Türkay, vicdani reddin yasalar ile güvence altına alınması için çalıştıklarını anlattı ve vicdani reddini açıklamasından dolayı tutuklu bulunan kişiler için düzenlenen kampanyaları anlattı. Acil eylem planından söz eden Türkay şunları aktardı:

 “Vicdani ret nedeniyle tutuklanan kişiler için acil eylemler planlanıyor.  150 ülkede bulunan yaklaşık 3 milyon destekçimiz var. Tutuklu kişinin bilgileri bu ülkelere ve aktivistlere gönderilerek yetkili kişi veya kuruma tutuklunun bırakılması için mektuplar yazarak çağrı yapılması sağlanıyor.”  

Burcu Türkay tutuklu vicdani retçilerin tutukluluk durumları hakkında ise şu bilgiyi verdi: “Vicdani ret tutukluları bir kısır döngü içinde, önce kovuşturma ve 3 yıla varan tutuklamalar daha sonra serbest kalan tutuklu tekrar askere çağrılıyor ve kovuşturma tekrarlanıyor ve tekrar tutukluluk şeklinde bu durum yıllarca sürüyor.”

Kısa bir süre önce tutukluluk süresi dolan İnan Süver ise tutukluluk süresince yaşadıklarını paylaşırken, vicdani ret gerekçelerini şöyle açıkladı:

 “Savaşın aracı olmak istemedim. Çevremizin, akrabalarımızın içinde olduğu bir savaşa girmeyi kabullenemedim. Savaş insanı kişiliksizleştiriyor, baskı altına alıyor. Ben İran’a beş kilometre ötede dünyaya geldim. Beş kilometre ötede doğsaydım bu sefer İran benden aynı şeyi isteyecekti. Bunu kabullenmiyorum. Ben elime silah almıyorum, sen de almasan o zaman savaş biter.”

Merve Arkun  ise Süver’in tutukluluğu ile vicdani ret hareketine katıldığını ve dışarıda vicdani ret tutukluları için yapılan çalışmaları aktardı.

Ekonomi yönetimleri ulus üstü yapılara geçiyor
İletişim Fakültesi’nde yeni yıla merhaba
Dünyanın borcu, üretiminin iki katı